Fotoğrafta iki karadeliğin birleşmesi resmedilmiştir.

“Einstein’ın Yer Çekimi (Kütle Çekimi) Dalgaları” son 2 gündür medya ve sosyal medya da kendini ciddi bir yer açmış durumda. Sosyal medyayı her açtığımda hep aynı haberin paylaşımlarını görüyor olmam “Ben ne ara Kanada’ya göç ettim” dedirtse de, google haritaları açtığımda yine Demirci de yaşadığımı anladım. Neyse gündemi fazla sorgulamadan habere gelelim. Okuduğumuz haberler genelde, yabancı haber sitelerinden yapılan çeviriler ve yer çekimi dalgalarının ispatlandığını söylüyor ama yeterli bir açıklama değil. Maalesef ülkemizde haber yapanlar, 10 dakika bir fizikçiyi, bir profesörü çıkarıp hocam anlat bize, nedir bu yer çekimi dalgaları diyemiyorlar.

Albert_Einstein_Head
Albert Einstein

Bende fizikçi olduğumdan durumu kendime görev edindim, bildiklerimi bilmediklerimi biraz sorgulayarak araştırma yaptım. En başından başlarsak bu işler Galile ile başlıyor. Galile, teleskobuyla gökyüzündeki gezegenleri, yıldızları ve farklı gök cisimlerini incelemeye başladı ve arkasından gelen her bilim adamı bu konuda yeni şeyler keşfetti. Bilim adamları teorik ve deneysel çalışmalarla, ışığın doğasını anlamaya çalıştılar ve ne oldu sonunda dersek, mesela “Wilhelm Röntgen” X-Işınlarını bulurken, buna yakın zamanlarda “Heinrich Rudolf Hertz” radyo dalgalarını keşfetti. Eee sonra ne oldu? X ışınlarını kontol ederek Röntgen (film) çekebilirken, radyo dalgalarını kontrol ederek; radyo, TV, telsiz, cep telefonu, kablosuz internet gibi bir çok teknolojiye sahip olduk.

Şimdi bu keşiflere bir yenisi daha eklenmiş oldu, X ışınları, radyo dalgaları, kızıl ötesi ışınlar derken bir de yer çekimi dalgalarının varlığına şahit olduk. 100 yıl önce ise, Einstein bu durumu teorik olarak ifade etmiş, ancak hiç bir zaman bulunamayacağını, bunun çok zor olduğunu belirtmişti. Şimdi ne olacak sorusuna gelirsek, büyük ihtimalle 15-20 yıl içinde bu yer çekimi dalgalarını kontrol edebileceğiz ve buna bağlı olarak çok farklı teknolojik cihazlarla tanışacağız.

Geleceğe Dönüş filminde Marty McFly'ın uçan kay-kayı
Geleceğe Dönüş filminde Marty McFly’ın uçan kay-kayı

Daha açık olmak gerekirse, yer çekimini kontrol edebileceğiz. Mesela uçan kay-kaylar yapmak mümkün olacak, akabinde uçan arabalar, uçan telefonlar. Geleceğe Dönüş filmindeki gibi uçan kaykayla bir yerden başka bir yere hareket etmek çok uzak değil gibi geliyor. Yer çekimini kontrol ederek yapabileceklerimizi hayal ettiğimizde, artık telefonların yere düşüp kırılmayacağını, kaybettiğimizde uçarak yanımıza geleceğini hayal etmek çok ütopik değil.

Birde “Big Bang” ile ilgili gözlemleyemediğimiz evreni görme ihtimalimiz var ki, o konular çok derin girmeyelim.

Nasıl ispat ediliğine de biraz değinirsek, araştırma LIGO (Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory) gözlemevinde yapıldı. LIGO iki kütle çekim dedektöründen oluşuyor ve dünya genelinde bilim insanlarının araştırmalarına ortam sağlıyor.

Buradan LIGO hakkında detaylı bir video izleyebilirsiniz.

Keşfin temelinde iki kara deliğin birleşmesi var. Bu kara delikler 1,3 milyar ışık yılı uzaklıkta, Güneşin kütlesinin 29 ve 36 katındalar. Bu birleşme sonucunda 29 + 36 = 65 Güneş kütleli bir kara delik yerine, 62 Güneş kütleli kara delik oluşurken, 3 Güneş kütlesindeki bir cismin oluşturduğu kütle çekimsel dalgalarının doğmasına neden oluyor. LIGO’da bunu gözlemleyerek kayıt altına aldı, hatta kütle çekim dalgalarının sesini aşağıdaki videoda dinleyebilirsiniz.

Kaynak: https://www.ligo.caltech.edu/news/ligo20160211

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here